399 nolu Hadis’in
İzahı:
Hadîsin ikinci tarîkinde
Katâde'ye; «Bu hadîsi sen Enes'den işittin mi» diye sorulması, hadîsin muttasıl
olup olmadığını anlamak içindir. Çünkü Katâde müdellistir. Müdellisin ise,
ancak muttasıl olarak rivayet ettiği hadîsleri kabul edilir. Katâde'nin evet
demesi ile mesele hallolmuştur. Hadîs muttasıldır. îmam Müslim bu hadîsin 399.
Hadis'in 3.rivayetinde Muhammed b. Mihrân tarîkinda; «Evzâî, Katâde 'den de
rivayet ettiki» cümlesini; «Bize Evzâî, Abde'den rivayet etti» cümlesi üzerine
atfetmiştir. Şu halde Evzâî hadîsi hem Abde'den hem de Katâde 'den rivayet
etmiş oluyor. Yalnız Abde'den rivayeti mürsel, Katâde'den rivayeti muttasıldır.
Maksat hadîsin muttasıl olarak da rivayet edildiğini göstermektir. Müslim'in
bunu doğrudan doğruya hem Abde'den, hem de Katâde'den rivayet edildiğini
söylemeyip, atıf sureti ile göstermesi; hadîsi râvîden işittiği lâfızlarla
rivayet etmiş olmak içindir. İmam Müslim'in bu cihetlere son derece dikkat
ettiğini evvelce arz etmiştik.
Hattâbî diyor ki: «Bana
İbni Hallad haber vererek şunu söyledi. Zeccâc'a Sübhânekenin (ve bi hamdik)
kelimesinde (vav) var mı, yok mu diye sordum; olduğunu söyledi. Ve: Bunun
mânâsı:
Allah'ım seni tenzih
ederim, ve sana hamd ederim sana tesbih eylerim, demektir. Buradaki (cedd) in
mânâsı büyüklüktür, dedi».
Sübhânekenin bütünü ile
mânâsı şudur:
«Yarabbi bütün
noksanlıklardan tenzih ve hamdinle sana tesbîh eylerim. İsmin mübarek,
azametin yücedir. Senden başka İlâh yoktur.»
Bu hadîsi Buhârî
«Kitâbul-Ezan» da Nesaî de «Kitâbu's Salât» da tahrîc etmişlerdir.
Hz. Enes'in; «Bunların
hiç biri besmeleyi kıraatin başında ve sonunda zikretmezlerdi» sözünden murad,
aşikâr okumadıklarını beyandır. Yoksa gizlice besmele çektikleri hususunda söz
yoktur.
Bu hadîsi Buhârî şârihi
Aynî birkaç yönden ele almıştır. Şöyle ki:
1- Hadîsi Hz. Enes'den
birçok kimseler rivayet etmiştir ki; Katâde, İshâk b. Abdillâh, Mansur b.
Zâdan, Eyyub, Ebu Neâme, Aziz b. Şüreyh, Hasan, Sâbit-i Bünânî, Humeyd-i Tavîl
ve Muhammed b. Nuh bunlar meyânındadır. Katâde rivayetini Buharî, Müslim ve
Nesâi tahriç etmişlerdir. îshâk b. Abdillâh rivayetini Müslim, Mansur
rivayetini Nesaî tahriç etmiştir. Nesaî'nin rivayetinde Enes (R.A.) : «Bize
okuduğunu işittirmedi» demektedir. Eyyub rivayetini İmam Şafiî, Nesaî ve İbni
Mâce; Ebu Neâm'e rivayetini Beyhakî tahrîc etmişlerdir. Beyhakî rivayetinde;
«Besmeleyi okumazlardı; yani okuduklarını işittîrmezlerdi.» denilmiştir. Aziz
b. Şüreyh rivayetini Dâre Kutnî; Hasen rivayetini Taberanî tahrîc etmişlerdir.
Bu rivayette: «Besmeleyi gizli okurdu» denilmiştir. Sabit hadîsini Beyhakî ile
Tâhavî tahrîc etmişlerdir. Bu hadîsde de Hz. Enes'in: Resulullah (Sallallahu
Aleyhi ve Sellem) ile Ebu Bekr ve Ömer besmeleyi aşikâre çekmezlerdi» dediği
görülmektedir. Humeyd-i Tavîl ile Muhammed b. Nuh rivayetlerini Tahavî tahrîc
etmiştir.
Hadîsi Katâde 'den dahî:
Şu'be, Hişâm, Ebu Avâne, Eyyub, Saîd b. Ebî Arübe, Evzâî ve Şeybân rivayet
etmişlerdir. Bunlardan Şu'be rivayetini Buhârî ile Müslim, Hişâm rivayetini Ebu
Dâvud; ,Ebu Avâne rivayetini Tirmizî, Nesaî ve İbni Mâce tahrîc etmişlerdir. Tirmizî
onun hakkında: «Hasen Sahih bir hadistir» demiştir. Eyyub rivayetini Nesaî ile
îbai Mace, Saîd b. Ebî.Arube rivayetini Nesaî; Evzâî rivayetini Müslim; Şeybân
rivayetini de Tahavî tahric etmişlerdir.
Yine bu hadîsi Şu'be
'den de bir cemâat rivayet etmiştir ki Hafs b. ömer hadîsini Buhârî; Muhammed
b. Cafer hadîsini Müslim; A'meş hadîsini Tahavî tahrîc etmişlerdir.
2- Hadisin lâfızları
muhtelif şekilde rivayet edilmiştir. Buhârî'nin rivayetinde: «Onlar namaza [El hamdu lillahi Rabbbil Alemin] ile başlarlardı»;
Müslim'in buradaki rivayetinde [ El
hamdu lillahi Rabbil Alemin ] ile başlarlar, kırâetin başında ve sonunda
besmeleyi zikretmezlerdi.» denilmiştir.
Nesai, Ahmed b. Hanbel, îbni
Hibbân ve Dâre Kutnî'nin rivayetlerinde «Besmeleyi aşikâre çekmezlerdi»; İbni
Hibbân'in rivayetinde; «ama [ El hamdu lillahi Rabbil Alemin ] aşikâre
okurlardı. Yine Nesaî ile îbni Hibbân'ın rivayetlerinde; «Onlardan hiç birinin
besmeleyi aşikâre çektiğini işitmedim», Ebu Ya'lâ'nın «Müsned» inde aşikâr
okunan namazlarda herbiri kirâet'e [ El hamdu lillahi Rabbil Alemin ] ile
başlarlardı, Taberânî'nin Mü'cem'inde, Ebu Nuaym'in «el-Hilye» sinde, İbni
Huzeyme'nin «Muntasaru'I-Muhtasar» ında
[Bismillahi'r-Rahmani'r-Rahim ] i gizli söylerlerdi, denilmektedir. Bu
rivayetlerin bütün râvileri mevsuktur. Tirmizî'nin Ahmed b. Menî tarikiyle
Abdullah b. Mugaffel'den rivayet ettiği bir hadîste şöyle deniliyor:
«Ben namazda besmele
çekerken babam işitti de: Yavrucuğum, bid'ât mı icâd ediyorsun? Bid'ât dan
sakın, dedi ve şunları ilâve etti:
Ben Resulullah
(Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in ashabından hiçbiri nazarında islâmda Bid'ât
dan daha menfur birşey görmedim. Gerçekten Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)
ile Ebu Bekr, Ömer ve Osman'la namaz kıldım. Fakat hiç birinin bunu okuduğunu
işitmedim. Onu sen de okuma! Namaz kıldığın zaman [ El hamdu lillahi Rabbil
Alemin ] deyiver, dedi».
Bu hadîs için Tirmizî;
«Hasen bir hadîstir. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in ekseri ashabı onunla
amel etmişlerdir. Ebu Bekr, Ömer, Osman, Ali (R.A.) ve diğer ashâb onlardan
sonra gelen Tabiin bunlar arasındadır.» demiştir. Aynı hadîsi Nesaî ile îbni
Mâce'de tahrîc etmişlerdir.
Enes (R.A.) Hadîsinin
Kütüb-ü Sitte sahiblerinin tahrîc ettiklerinden başka sıhhat itibarı ile
onlardan aşağı olmak üzere birçok tarikleri daha vardır. Hadîsin bütün
lâfızları bir mânâda toplanmakta ve rivayetler birbirlerini tasdik etmektedir.
Bu rivayetler yedi cümle halinde hülâsa edilebilir. Şöyle ki:
a) Ashâb-ı Kiram Namazda
kırâete besmele ile başlamazlardı.
b) Enes (R.A.);
«Onlardan hiç birini besmele çekerken veya besmeleyi okurken işitmedim»
demiştir.
c) Besmeleyi okumazlardı.
d) Enes (R.A.);
«Onlardan hiç birinin besmeleyi aşikâr çekerken işitmedim» demiştir.
e) Besmeleyi aşikâre
çekmezlerdi.
f) Besmeleyi gizli
çekerlerdi.
g) Kırâete [ El hamdu
lillahi Rabbil Alemin ] ile başlarlardı.
Hatib'in sahih bulduğu
rivayet bu sonuncusudur. Diğer rivayetleri râviler hep Katâde'den nakil
ettikleri ve Enes'den rivayet eden başka ravîler de bu hususta Katâde'ye tabi
oldukları için onları zayıf addetmiştir.
Vakıa Nevevî «el-Hulâsa
nam eserinde hadîs imamlarının Tirmizî'nin tahrîc ettiği Abdullah b. Mugaffel
hadîsini zayıf bulduklarını, onu hasen kabul ettiğinden dolayı Tirmizî'ye
i'tiraz ettiklerini söylerse de, aynı hadîsi İmam Ahmed b. Hanbel, Taberâni ve
başkaları da, Abdullah b. Mugaffel 'den rivayet etmişler. Bu suretle Abdullah
b, Mugaffel hadîsi kuvvet bulmuştur.
Hulâsa: Hadîs-i şerîf
besmeleyi aşikâre okumamak hususunda sarihtir. Bu hadîs sahih hadîsler aksamına
giremese bile; hasen derecesinden de aşağı kalmaz. Nitekim Tirmizî de ona
haserı demiştir. Hasen hadîsle ise pekâlâ ihticac olunur. Hele de şevâhid ve
mütâbeâtı buradaki gibi çok olursa.
Bu hadîs hakkında söz
edenler senedindeki İbni Abdillâh b. Mugaffel meçhuldür, diye onunla ihticâc
etmemiş; fakat bu meselede kendileri ondan daha zayıfı ile ihticâcda
bulunmuşlardır. Hattâ Hatîp uydurma olduğu bilinen bir hadîsle ihticâc
etmiştir, ki bu sırf taassubdan doğma büyük bir cüret sayılır.
Hadîs-i şerîf Ashâb-ı
Kiramın besmeleyi aşikâr okumamalarının onlara Nebi (Sallallahu Aleyhi ve
Sellem)'den kalma bir mîras olduğunu göstermektedir. Bu meselede istidlal için
yalnız bu delil kâfidir. Çünkü kırâetin aşikâre okunduğu namazlar sabah ve
akşam devam, edip gitmektedir. Şayet Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve
Sellem) besmeleyi o namazlarda daima aşikâre okusaydı, ne böyle bir ihtilâfa
düşülür, ne de bir şüphe vâki' olurdu. Çünkü onu ister istemez herkes duyar
öğrenir. Hz. Enes'le Hulefâ'i Râşidin ve Abdullah b. Mugaffel hazerâtının
beyanlarına da lüzum kalmazdı. Medine halkı dahi Resulullah (Sallallahu Aleyhi veSellem)'in
mihrabında cehren besmeleyi terketmez, bunu babadan oğula birbirlerine nakletmezlerdi.
Aklı başında olan hiçbir kimse Kibâr-ı Sahabe ile tabiînin ve ekseri ulemânın
Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) efendimizin fi'line muhalif hareket
edeceklerini zan ve tahmin edemez.
3- İmam Mâlik ile diğer
Mâlikiyye imamları, bu hadîsle istidlal ederek namazda fatihadan evvel besmele
çekilmeyeceğini ve besmelenin fatihadan olmadığını söylemişlerdir. Evzaî ile
Taberî'nin mezhebleri de budur.
Hanefîlere göre;
besmelenin müstakil bir âyet olduğunu, sureleri ayırmak için indirildiğini
biraz yukarıda görmüştük. Onlara göre namazda besmele gizli çekilir. Sevrî,
İmam Ahmed b. Hanbel ve İshâk'ın kavilleri budur. Ebu Ömer, İmam Mâlikin
«Besmele farzlardan hiç çekilmez, nafile kılan isterse çeker, isterse çekmez.»
dediğini rivayet etmiştir. Taberî'de buna kaildir. Sevrî, Ebu Hanîfe, îbni Ebi
Leylâ ve İmam Ahmed'e göre besmele her rekâtda fatihadan evvel okunur. Yalnız
îbni Ebî Leylâ'ya göre onu isteyen aşikâr, isteyen gizli okur. İmam Şâfiî'ye
göre besmele fatihanın ilk âyetidir. Binâenaleyh fatihanın gizli okunduğu
yerlerde besmele de gizli, aşikâr okunduğu yerlerde o da aşikâr okunur.
Besmelenin her sureden bir âyet olup olmadığı hususunda İmam Şafiî'den iki
kavil rivayet olunur. Bunların birine göre; besmele her sureden bir âyettir.
İbnİ Mübarek de buna kail olmuştur. İkinci kavle göre besmele her sureden bir
âyet değildir.
4- İmamın besmeleyi
aşikâr okuyup okumaması ihtilaflıdır. Şâfiîlerden İbni Mülâkkin
«et-Tevhîd» nâm eserinde şunları söylüyor: «Bize göre cehrî okunan
namazlarda imamın besmeleyi aşikâr okuması müstehabdır. Ekseri ulemânın
kavilleri de budur. Cehr hakkında vârid olan hadîsler, sayıları yirmibire varan
ashâb-ı kiram tarafından rivayet olunmuşlardır. Onlardan bazıları imamın
besmeleyi âşikâr okuyacağını tasrih etmiş; bir takımlarının da ifadelerinden bu
mânâ anlaşılmıştır. Besmelenin aşikâre okunacağına ve bunun sahih olduğuna
hüccet kâim olmuştur.
İbni Mülâkkin bundan
sonra Ashâb-ı Kiramdan Ebu Hureyre, Ümmü Seleme, îbni Abbâs, Enes, Ali b. Ebi
Tâlib, Semuratü'bnü Cündep, Ammâr, Abdullah îbni Ömer, Numan b. Beşîr, Hakem b.
Umeyr, Muâviye, Büreydetü'bnü Husayb
Câbir, Ebu Saîd, Talhâ, Abdullah b. Ebî Evfâ, Ebu Bekri Sıddık, Mücâlid
b. Sevr, Bişr b. Muâviye, Hüseyin b. Urfuda ve Ebu Muse'l-Eş'ârî (R.A.)
hazerâtının isimlerini saymıştır. Şimdi bu zevattan rivayet edilen hadîsleri
gözden geçirelim:
Hz. Ebu Hureyre hadîsini
Nesaî «Sünen» inde Nuaym'i Mücemmir 'den tahrîc etmiştir. Bu hadîsde Nuaym
şöyle demektedir:
«Ebu Hureyre 'nin
arkasında namaz kıldım. Besmeleyi okudu, sonra fatihayı okudu, fatihanın
sonunda (âmin) dedi, selâm verdikten sonra namaz itibarı ile içinizde
Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) e en ziyade benzeyeniniz benim» dedi.
Bu hadîsi îbni Huzeyme
ile İbni Hibbân «Sahih» lerinde Hâkim de «Müstedrek» inde rivayet etmiş ve
Buhârî ile Müslim'in şartlarına uygun olduğunu, fakat onu tahrîc etmediklerini
söylemiştir. Dâre Kutnî dahi «Sünen» inde rivayet etmiş ve «Bu sahih bir
hadîstir», râvilerinin hepsi mevsuktur, demiştir. Beyhakî dahî «Sünen» inde
tahrîc etmiş, isnadının sahih olduğunu, hadîsin birçok şahidleri bulunduğunu
bildirmiştir.
«Hılâfiyât-- da ise
râvilerinin hepsi mevsuk bilittifak âdil ve sahîh eserlerde kendileri ile
ihticâc edilen kimseler olduğunu söylemiştir. Bu iddiaya Hanefî'ler tarafından birkaç vecihle cevap verilmiştir.
a) Hadîs maluldür. Çünkü
Hz. Ebu Hureyre'den hadîs rivayet eden 800 râvi arasında besmeleyi yalnız
Nuaym-i Mücemmir zikretmiştir. Ebu Hureyre (R.A.)'dan hadîs rivayet eden mevsuk
râvilerden hiçbiri onun Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen
namazda besmeleyi aşikâr okuduğunu söylememiştir. Gerçi Nuaym-i Mücemmir de
mevsuk bir zâttır. Binâenaleyh namazda besmelenin aşikâr okunması meselesi
mevsuk bir râvinin ziyâdesi olur. Fakat böyle bir ziyâdenin kabul edilip edilmeyeceği
ulemâ arasında ihtilaflı bir meseledir.
b) Hadîsde «Okudu veya
söyledi» denilmiş olması Nuaym'in. bunu Hz. Ebu Hureyre 'den işittiğini sarîh
olarak ifâde etmez. Caiz ki; Ebu Hureyre (R.A.) Nebi (Sallallahu Aleyhi ve
Sellem)'in besmeleyi gizli okuduğunu haber vermiştir. Yahut namazda yanında
bulunduğu için Hz. Hureyre'nin gizli okuduğu besmeleyi işitmiştir. Nitekim
namaza girerken istiftâh ile ayakta ve otururken, keza rüku' ile sücud
hallerinde okuduğu zikir lâfızları bu suretle rivayet edilmiş, fakat bunların
hiçbiri aşikâre okunduğuna delîl sayılmamıştır.
c) Teşbih her cihetten
benzerlik iktizâ etmez; ekseri fiillerde Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve
Sellem)'e benzemesi teşbih için kâfidir. Bu da Tekbîr vesaire ile tahakkuk
eder. Zira tekbîr ve diğer namaz fiilleri Hz. Ebu Hureyre rivayeti ile sahih ve
sabit olmuştur. Onun maksadı da bunları terk edenlere red cevabı vermektir.
Besmeleye gelince; Onun Ebu Hureyre rivayetinden sahih ve sabit olması söz
götürür. Binâenaleyh buradaki teşbih sahih ve sabit fiillere hamlolunur. Aksi
takdirde bütün fiillerinde Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e benzediği
iddia olunursa (Euzu) çekmenin de aşikâre olacağını iddia etmeleri gerekir.
Çünkü îmam Şâfiî'nin Ebu Muhammed Eslemî tarikiyle Salih b. Ebi Salih 'den
rivayet ettiği bir hadîste: «Salih, Ebu Hureyre'yi Cemaata imam olarak farz
namazda yüksek sesle okuduğunu işitmiş, fatihadan sonra yavaşça demiş. Şâfiîler
besmelenin aşikâr okunacağı hususunda Hz. Ebu Hureyrenin Sahiheyn'deki hadîsi
ile istidlal ettikleri gibi, teavvüz hususunda da bu hadîsle ihticâc'da
bulunmuşlardır. Sahiheyn hadîsinden murad, Hz. Ebu Hureyre'nin «Resulullah
(Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in bize işittirerek okuduklarını biz de size
işittiririz. Gizli okuduklarını biz de size gizli okuruz.» sözüdür. Hâl böyle
iken Ebu Hureyre (Radiyallahu anh)'in teşbihi besmeleyi aşikâr okumasına nasıl
hamledilir. Az yukarıda gördüğümüz;
«Allah Tâalâ namaz
suresi olan fatihayı kulumla ikimiz arasında ikiye taksim ettim» buyurdu,
hadîsini de Hz. Ebu Hureyre rivayet etmiştir. Mezkur hadîste besmeleden
bahsedilmemiştir. Bu onun fatihadan olmadığına delildir. Çünkü fatihadan bir
âyet olsa onunla başlaması îcab ederdi. Babımız hadîsi hakkında Ebu Ömer; «Bu
hadis muarızların endişesini kesmiştir. Çünkü Te'vil götürmez bir nasstır.
Besmelenin sükutu hakkında bundan daha açık bir hadîs bilmiyorum.» demiştir.
Ancak buna Müteehhirin-i ulemânın biri, iki vecihle i'tirâz etmiştir.
a) Bu hadîsi Müslim'in rivayet
etmiş olmasına bakılmaz. Çünkü râvilerderi Alâ b. Abdirrahman hakkında ibni
Maîn söz etmiş ve «Onun hadîsinden hüccet olmaz, zira muzdarîptir» demiş. îbni
Adiy dahî onu yalnız Alâ b. Abdirrahman'in rivayet ettiğini, binaenaleyh hüccet
olmayacağını söylemiştir.
b) Hadîsin sahih olduğunu kabul etsek bile; bâzı
rivayetlerinde besmele zikredilmiştir. Nitekim Dâre Kutnî 'nin Abdullah b.
Ziyâd b.
Sem'ân tarikiyle Ebu Hureyre (R.A.)'den tahrîc ettiği
rivayette besmele zikredilmiştir. Bu rivayetler zayıf ta olsalar Müslim
hadîsini tefsîr etmişlerdir. Ondan maksat âyet değil suredir. Buhâri şârihi
Aynî bu zata şu cevabı vermiştir:
«Muterizin cehli ile
ifrat derecesindeki taassubu ve düşüncesizliği, sahih bir hadîsi zayıf
çıkararak terk etmesine sebep olmuştur. Çünkü hadîs onun mezhebine
uymamaktadır. Hadîsin Müslim tarafından rivayet edilmesine de bakılmıyacağını
söylemiştir. Halbuki ayni hadîsi Alâ'dan İmam Mâlik, Süfyan b. Uyeyne, îbni
Cüreyc, Şuayb, Abdülâziz ed-Derâverdi, İsmail b. Ca'fer, Muhammed b. İshâk,
Velid b. Kesir vesaire gibi nice mevsuk imamlar rivayet etmişlerdir. Bizzat Ala
dahi mevsuk ve özü sözü doğru bir zattır. Muterizin istidlal ettiği hadîsi ise;
yalnız İbni Sem'an rivayet etmiştir.; Ömer b. Abdilvâhid; «İbni Sem'ânı Mâlik'e
sordum, yalancı idi» cevabını verdi;» demiştir. Yahya b. Main de aynı şeyi
söylemiştir. Yahya b. Bükeyr onun hakkında Hişâm b. Urve 'nin; «Vallahi benim
üzerimden yalan söyledi ve kendisine riâyet etmediğim bir takım hadîsleri bana
isnad ederek rivayette bulundu.» dediğini söylemiştir. İmam Ahmed'in; «O
metrukü'l hadîstir» dediği, Ebu Dâvud'un da aynı sözü söylediği hattâ;
«Yalancılardandır» dediği rivayet olunur.
Hatîb'in Ebu Üveys
tarikiyle Hz. Ebu Hureyre'den tahrîc ettiği bir hadîste; «Nebi (Sallallahu Aleyhi
ve Sellem) cemaata imam olduğu vakit besmeleyi aşikâr okurdu.» denilmiştir.
Aynı hadîsi Dâre Kutnî «Sünen» inde İbni Adiyde «el-Kâmil» nam eserinde rivayet
etmişlerse de râvi Ebu Üveys zayıftır. Onu İmam Ahmed b. Hanbel, İbni Ma'in ve
Ebu Hatim zayıf bulmuşlardır. Binaenaleyh münferiden rivayet ettiği hadîsleri
ile ihticâc olunamaz; hele de burada olduğu gibi bir şeyi yalnız o söyler de
ondan daha mevsuk bir râvi onun aksini rivayet etmiş olursa istidlal edilmeme
işi evleviyette kalır. Gerçi Ebu Uveys'ten İmam Müslim dahi hadîs tahrîc
etmiştir. Fakat Buhâri ile Müslim bu gibilerin hadîslerini ancak şâhid olarak
rivayet ederler. Hadîsin onlarca mutlaka başka bir aslı vardır. İtimat da
onadır. Şâhid olarak rivayet ettikleri hadîsler bir takviyeden ibarettirler.
Zayıf olan bir râvinin bilhassa mevsuk râvilere muhalif olan rivayetini asla
tahrîc etmezler. Bu bâbda Buhâri ile Müslim üzerine istidrak sureti ile eser
yazanların bir çokları müsamaha ve tesahül göstermişlerdir. Bunu en çok yapan
da Hâkim Ebu Abdillahdır. Hâkim «el-Müstedrek» nam eserinde; «Bu hadîs Buhâri
ile Müslim'in, yahut onlardan birinin şartı üzeredir» demiştir. Halbuki hadîs
ma'luldür. Râvinin bir hadîsi Buhârî veya Müslim'de bulundu diye o râvinin her
yerde rivayet ettiği hadîsinin sahih olması îcap etmez. Hâkim bu hususta çok
müsamahakâr davrandığı için İbni Dihye «Kitabu'l-llim» namındaki meşhur
eserinde onun hakkında şöyle demiştir: «Hadîs ulemâsının Hâkim Ebu Abdullah'ın
söylediklerinden korunmaları îcab eder. Çünkü Hâkim'in hatâsı çoktur,
düşüklükleri meydandadır. Ondan sonra gelenlerin bir çokları bundan gafil
bulunmuş ve bu hususatta onu taklit etmişlerdir.»
Hadîsin Dâre Kutnî 'deki
rivayetinde dahî Hz. Ebu Hureyre'nin Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'den
naklen cehri namazların her rekâtında besmele çektiği bildiriliyor. Fakat bu
rivayetin de isnadı sakıttır. Çünkü râvilerden Hâlid b. İlyâs bilittifak
zayıftır. Buhârî ile Ahmed b. Hanbel'in onun hakkında «Münkerü'l-Hadîs»
dedikleri; İbni Maîn'in;«O bir şey etmez; hadîsi de yazılmaz» dediği rivayet
olunur, îbni Hibban ise; onun uydurma hadîsleri mevsuk râvilere isnad ederek
rivayet ettiğini söylemiştir. Dâre Kutnî buna benzer zayıf bir hadîs daha
rivayet etmiştir.
Ümnıü Seleme hadîsine
gelince, bu hadîsi Hâkim «el-Müstedrek»- inde rivayet etmiştir. Hadîste Ümmü
Seleme (Radiyallahu anha) 'mn; «Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namazda
besmele çekti ve onu fatihadan bir âyet saydı» dediği rivayet olunuyor. Aynı
hadîsi Dâre Kutnî ile Beyhakî dahi rivayet etmişlerdir. Fakat bu hadîs de zayıftır.
Çünkü râvilerden Ömer b. Hârun-u Belhi mecruhtur. Onun hakkında bir çok hadîs
imamları söz etmişlerdir. İmam Ahmed b. Hanbel; «Ben ondan hiç bir şey rivayet
etmem» demiş. Yahya b. Ma'în onun hiç birşey etmediğini söylemiş, İbni'l
Mübarek yalancı olduğunu tasrih etmiştir. Hattâ İbni'l Cevzî, Yahyâ'dan naklen;
«O yalancı bir habistir; hadîsi beş para etmez» demiştir. Besmeleyi ispat
hususunda Hz. Ümmü Seleme'den daha başka hadîslerde rivayet edilmişse de
bunların hepsi zayıftır.
İbni Abbâs (R.A.) hadîsini
Beyhakî «Sünen» inde tahrîc etmiştir. Bunda da Hz. İbni Abbâs'ın Besmeleyi
fatihadan bir âyet olmak üzere okuduğu bildiriliyor. Aynı hadîsi Tahavî de
tahric etmiştir. Lâkin bu hadîs de zayıftır. Çünkü isnadında Abdülâzîz b.
Cüreyc vardır. Buhârî onun hadîsine tâbi olunamayacağını söylemiştir. Sonra bu
hadîs Ebu Hureyre hadîsine muarızdır. Çünkü Müslim 'in rivayet ettiği Ebu
Hureyre hadîsinde Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'in ikinci rekâta
kalktığı vakit kıraete fatihadan başladığı bildirilmektedir. Tahavî'nin dahi
rivayet ettiği bu hadîs besmelenin fatihadan bir âyet olmadığına açık delildir.
Zîra fatihadan olsa, ikinci rekâtta onu da okurdu. Gerçi Hakim'in el-Müstedrek»
inde rivayet ettiği îbni Abbâs hadîsinde Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve
Sellem) in besmeleyi aşikâr çektiği rivayet olunmuş; Hâkim; «Bu hadîsin isnadı
sahihtir, hiçbir illeti yoktur» demişse de, hadîs ne sarih ne de sahihtir.
Sarih değildir; çünkü namazda okunduğuna dâir birşey söylenmemiştir. Sahih te
değildir; çünkü: Ravilerinden Amr b. Hassan hadîs uydurmakla meşhurdur. Bunu
hadîs sanatının imamı sayılan Ali b. el-Medînî söylemiştir. Ebu Hatim dahi onun
hakkında; «Birşey etmez, yalan söylerdi» demiştir. Aynı hadîsi Dare Kutnî de
Ebu's-Salt tarikiyle Hz. İbni Abbâs'dan rivayet etmiştir. Bu rivayette İbni
Abbâs (R.A.) «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namazda besmeleyi aşikâr
okurdu» demiştir. Ancak bu rivayet evvelkinden daha da zayıftır. Çünkü Ebu's
Salt metruk bir râvidir. Ebu Hatim onun hakkında; «Bence doğru söyleyen bir
kimse değildir» demiş. Dâre Kutnî dahi; «Pis bir rafizîdir» tâbirini
kullanmıştır. İbni Abbâs Hazretlerinden Bezzâr, Tirmizî ve Dâre Kutnî'nin
rivayet ettikleri birkaç hadîs daha varsa da bunların da hepsi zayıf olup, hiç
biri ihticaca sâlih değildir.
Enes (R.A.) hadîsine
gelince: Bu hadîsi ondan Muhammed b. Ebu'l Mütevekkil tarikiyle Hâkim ve Dâre
Kutnî rivayet etmişlerdir. Mezkur hadîs te Besmelenin fatihadan önce aşikâre
okunacağı bildirilmektedir. Ancak hadîs İbni Huzeym'in «Muhtasar» ında Taberânî'nin
«Mu'cem» inde rivayet, ettikleri Enes (R.A.) hadîsine muarızdır. Çünkü o
hadîsde namazda besmelenin gizli okunduğu beyân edilmiştir. Vakıa Hâkim'in
başka bir tarikle Hz. Enes'den rivayet ettiği bir hadîste Enes (R.A.)'in; «Ben Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile
Ebu Bekr, Ömer, Osman ve Ali (R.A.)'un arkalarında namaz kıldım. Bunların hepsi
besmeleyi aşikâre çekerlerdi»; demiş. Hâkim hadîsi rivayet ettikten sonra onu
şâhid olarak zikrettiğini söylemişse de bundan dolayı ulemânın şiddetli itirazlarına
mâruz kalmıştır. Zehebî «Muhtasar» ında;
«Acaba Hâkim kitabında böyle uydurma bir hadîsi rivayet etmekten hiç utanmıyor
mu? İşte ben Allah için şahadet ediyorum! Vallahi bu hadîs yalandır.» demiştir.
Hz. Ali hadîsine
gelince: onu da Hâkim «Müstedrek» inde Said b. Osman tarikiyle Hz. Ali ve Ammâr
(R.A.)'dan rivayet etmiştir. Bu hadîs'e göre de Nebi (Sallallahu Aleyhi ve
Sellem) de farz namazlarda besmeleyi aşikâre okurmuş. Hâkim bunun hakkında;
«İsnadı sahihtir. Râvilerinden hiç birine cerh nisbet edildiğini bilmiyorum»
demişse de yine Zehebî «Muhtasar» ında; «Bu haber hiçtir, galiba mevzu
olacaktır» demiştir. Ravilerinden Abdurrahman, münker hadîsler rivayeti ile
maruf bir kimsedir. İbni Abdi'l-Hadi;
«Bu hadîs bâtıldır» demiştir.
Semuratü'bnü Cündeb
(R.A.) hadîsinin râvilerini Dâre Kutnî ile Beyhakî mevsuk bulmuşlar, Ebu Şamme
ile başkaları da hadîsin sahih olduğunu söylemişlerdir. Mezkur hadîste;
«Nebi (Sallallahu Aleyhi
ve Sellem)'in iki durağı vardı, Kur.an okumayı bitirdimî duraklar; bîr de
besmeleyi çektiği zaman duraklardı»
denilmiştir. Fakat bu
hadîs, besmelenin aşikâr okunduğuna değil, gizli okunduğuna delildir.
Binâenaleyh muarızların gösterdikleri bu delil Hanefîler lehine şâhiddir.
Hz. Ammâr'dan Ali (R.A.)
ile birlikte rivayet ettikleri hadîsten başka rivayet yoktur.
Abdullah b. Ömer
hadîsini Dâre Kutnî, Ömer b. Hasen tarikiyle tahrîc etmiştir. Bu hadîste İbni
Ömer (R.A.)
«Ben Nebi (Sallallahu
Aleyhi ve Sellem) ile Ebu Bekr ve Ömer 'in arkalarında namaz kıldım, hepsi
besmeleyi aşikâr okurlardı» demektedir. Mezkur hadîs iki tarikle rivayet
edilmişse de bunların ikisi de bâtıldır. Çünkü birinci tarikin isnadında İbni
Ebu Ftideyk zikredilmiştir. Halbuki bu zat bu hadîsi hiçbir zaman rivayet
etmemiştir. Kendisine rivayet isnadında bulunan râvi Ahmed b. îsâ 'dır. Dâre
Kutnî onun yalancı olduğunu söylemiştir. Dâre Kutnî 'nin şeyhi Ömer b. Hasen
dahi zayıftır; onun zayıf olduğunu bizzat Dâre Kutnî söylemiştir, diğer
râvilerden Ca'fer b. Muhammed hakkında da söz edilmiştir. Dâre Kutnî onunla da
ihticâc olunmayacağını söyler. Hadîsin ikinci tarîkinde râvilerden Abâdetü'bnü
Ziyâd Şiilerin reislerindendir. Hafız Muhammed Nisâburî; «Bu adam bilittifak
yalancıdır» demiştir. Hadîsin diğer râvisi Yunus b. Yâ'fur dahî zayıftır. Nesaî
ile İbni Maîn onun zayıf olduğunu söylemişler; îbni Hibban; «Bence onunla
ihticâc etmek caiz değildir; yine râvilerden Müslim b. Hayyân meçhuldür.»
demektedir.
Nu'man b. Beşir hadîsini
Dâre Kutnî «Sünen'inde Yâkup b. Yusuf tarikiyle rivayet etmiştir. Bu hadîste;
«Resulullah (Sallallahu
Aleyhi ve Sellem) Cibril Ka'be'de bana imam oldu ve besmeleyi aşikâr okudu»
buyurdular, deniliyor. Fakat bu hadîste münker, hattâ uydurmadır. Ravilerinden
Ahmed b. Hammâd'ı Dâre Kutnî zayıf saymıştır. Diğer râvi Yâkub b. Yusuf ise hadîs
rivayeti ile meşhur değildir. Aynî, Dâre Kutnî ile Hatîb'in ve diğer hadîs
hafızlarının böyle bir hadîsi rivayet ettikten sonra susmalarını; «pek çirkin
bir hareket!» diye tavsif ediyor».
Hakem b. Umeyr hadîsini
yine Dâre Kutnî Ebu'l Kaasim Hüseyin b. Muhammed tarikiyle Hâkem'den tahrîc
etmiş ve «Hakem, Bedir gazasına iştirak eden Sahabe-i kiramdandır.» demiştir.
Mezkur hadîste Hâkem: «Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'in arkasında
namaz kıldım. Besmeleyi gece namazları ile sabah ve cuma namazlarında aşikâr
okurdu» demiştir.
Fakat Aynî'nin beyanına
göre bu hadîs garip ve münker hadîslerdendir. Hattâ bâtıldır. Zira Hakem b.
Umeyr Bedr gazasına iştirak etmediği gibi, o gazaya iştirak edenler arasında
Hakem b. Umeyr adında bir kimse de yoktu. Hattâ Umeyr'in sahabî olduğunu bilen
de yoktur. Kendisinden birçok münker hadîsler rivayet olunmuştur. Zehebî;
«Hakem b. Umeyr yahut Amru's-Sumâli el-Ezdî 'nin isnadı zayıf hadîsleri
vardır.» demiştir. Ondan rivayet eden Musa b. Habib ise;, hiçbir sahabi ile
görüşmemiş, hattâ meçhuldür. Hadîsi ile ihticâc olunamaz. Taberânî «Mücem-i
Kebîr» inde Hakem b. Umeyr'den bahisle, ondan on küsur münker hadîs rivayet
etmiştir, İbrahim b. Habib, Dâre Kutnî 'nin hatâ olarak zikrettiği bir,
isimdir. Doğrusu İbrahim b. İshâk es-Sînî'dir. Ayni isimde Dâre Kutnî iki hata
yapmıştır. Çünkü Sînî'yi de Dabbî şeklinde okumuştur» diyor.
Muâviye hadîsine
gelince: Bu hadîsi Hâkim «el-Mtistedrek» inde Abdullah b. Osman tarikiyle Enes
b. Mâlik (R.A.)'dan rivayet etmiştir. Mezkur hadîste Hz. Muâviye'nin Medine'de
sabah namazı kıldığı, besmele ile başlayarak Ümmü'l-Kur'an'ı (Fatihayı)
okuduğu, Fatihadan sonra okuduğu sure için besmele çekmediği, bütün
namazı bu minval üzere kıldığı, eğilirken tekbir almadığı, namazdan sonra
kendisine; «Namazı çaldın mı, yoksa unuttun mu? Hani besmele, hani eğilip
doğrulduğun zaman tekbirler, nerede kaldı?» denildiği, ondan sonra .Muâviye’nin
bir daha bunları bırakmadığı beyân ediliyor. Hâkim bu hadîs için; «Müslim'in
şartı üzere sahihtir.» demiştir. Aynı hadîsi Dâre Kutnî dahî rivayet etmiş ve
bütün râvilerinin hep mu'temed olduklarını söylemiştir.
İşte İmâm Şafiî'nin
besmeleyi aşikâre okuma hususunda itimâd ettiği Muâviye hadîsi budur. Hatîb;
«Bu bâbda itimâda şayan en güzel hadîs budur.» demektedir. Fakat onun
râvilerinden Abdullah b. Osman hakkında da söz edilmiştir. Bu zât Müslim 'in
râvilerinden de olsa Yahya b. Mâin; «Onun hadîsleri kavi değildir,» demiş.
Nesaî onun hadîslerinin kavi değil, gevşek olduğunu söylemiş. Aliy b el-Medini
ise; «Münkerü'l hadîstir.» demiştir. Bu ihtilâflardan dolayı onun yalnız başına
rivayet ettiği hadîsler kabul edilmez. Halbuki hadîsin isnadı muztarib olduğu
gibi, metni de şazz ve mualleldir. Zîra mevsuk ravilerin Enes (R.A.) 'dan
rivayet ettikterine muhaliftir. Bu hadîs Hz. Enes'in bizzat Nebi (Sallallahu
Aleyhi ve Sellem) ile Hulefâi Râşidin'den rivayet ettiği hadîs'e muhalif olduğu
halde, kendisinin onunla istidlal etmesine imkân var mıdır? Nitekim Enes ile
sohbetleri olduğu bilinen râvilerden hiçbiri ondan böyle bir şey rivayet
olunduğunu bilmemektedir.
Enes (R.A.) Basra'da
yaşardı. Hz. Muâviye Medine'ye geldikten sonra Enes (R.A.) 'in onunla beraber
bulunduğunu söyleyen yoktur. Zahire göre beraber değildiler. Bu da Muâviye
hadîsini reddeden bir delildir. Bir de Medine'lilerin öteden beri mezhebi
besmeleyi aşikâr okumamakdır. Hattâ bazılarına göre besmele hiç okunmaz.
Urvetü'bnü-z Zübeyr ki; yedi fakîhin biridir: «Ben imamlara yetişdim, onlar
kıraete fatiha ile başlarlardı» demiştir. Şu halde sünnet bildikleri bir şeyi
yapan Muâviye (R.A.) 'a itirazda bulunmaları ma'kul olur mu?
Büreyde hadîsini Dâre
Kutnî ile Hâkim tahric etmişlerdir. Bu hadîste Hz. Büreyde şöyle demektedir;
ResuluIIah (Sallallahu
Aleyhi ve Sellem) bana namaza durduğun vakit Kur'an'a ne ile başlarsın?» dedi.
«— Besmele ile başlarım»
cevabını verdim.
«— Tamamdır» buyurdular.
Ancak hadîsin bütün
senedleri hiçden ibarettir. Câbir hadîsini yine Hâkim «el-İklîl» nam eserinde
tahric etmiştir. Mezkur hadîste Câbir (R.A.), Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve
Sellem) bana;
Namaz'a durduğun vakit
ne okuyorsun, dedi, fatihayı okurum Dedim, «besmele çek» buyurdular.» diyor.
Fakat bu emir besmelenin
aşikâre okunacağına delâlet etmez.
Ebu Saîd-i Hudrî (R.A.) hadîsini
Hafız Buşencî tahric etmiştir. Bu hadîste Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve
Sellem) 'in onlara akşam namazını kıldırdığı ve besmeleyi aşikâre okuduğu
bildiriliyorsa da, hadîsin isnadı hakkında söz edilmiştir.
Talhatü'bnü Ubeydillah
hadîsini yine Hakim «el-İklîl» de Süleyman b. Müslim tarikiyle rivayet
etmiştir. Hadîste;
«Her kim Ummü'l
Kur'ân'dan besmeleyi terkederse Allah'ın kitabından bir âyet terketmiş
demektir» buyurulmuşsa da, bu da besmelenin aşikâr okunacağına delâlet etmez.
Abdullah b. Ebî Evfâ
hadîsini Dâre Kutnî zayıf bir isnadla tahrîc etmiştir. Bu hadîste;
«Nebi (Sallallahu Aleyhi
ve Sellem) 'e bir adam gelerek;
«— Ben Kur'ân'dan birşey
anlamıyorum; bana ondan yetecek kadarını öğretiver, dedi. Resulullah
(Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'de ona [.........] demesini öğretti.»
deniliyorsa da hadîs hem zayıf hem de besmelenin aşikâre okunacağına delâlet
etmemektedir.
Ebu Bekr Sıddık (R.A.)
hadîsini Hafız Ebu‘l Kaasım el-Gâfikî, «el-Müselsel adlı eserinde tahrîc
etmiştir. Senedi meçhullerle doludur. Bu hadîste Nebi (Sallallahu Aleyhi ve
Sellem) Cibril (A.S.) 'dan, o da İsrâfil (A.S.)'dan, o da Rabbü'l Âlemin
hazretlerinden naklen Tealâ hazretleri:
«Her kim namazında
fâtihay-ı kitaba bitişik olarak besmeleyi okursa ben onun günahlarını affederim»
buyurdu, deniliyor; Fakat hadîs hem zayıf, hem de besmelenin aşikâr okunacağına
delâlet etmemektedir.
Mücâlid b. Sevr ile Bişr
b. Muâviye hadîsini Hatîb tahrîc etmiştir. Senedinde meçhuller vardır. Mezkur
Hhadîs'e göre, Mücâlid ile Bişr hazerâtı Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve
Sellem)’e gelen hey'etler arasındaymışlar. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve
Sellem) kendilerine «Yâ-Sin» i Öğretmiş, Fatiha ile Muavvereteyn surelerini
okumuş, Kur'ân'a başlarken besmele çekmelerini ve namazda onu aşikâre okumalarını
tâlim buyurmuş. Bu hadîs te ihticaca sâlih değildir.
Hüseyin b. Urfuda
hadîsini Ebu Musel-Medînî tahrîc etmiştir. Hadîsin isnadında meçhul râvîler
vardır. Bu Hadîste de Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Hz.
Hüseyin'e:
«Namaza kalktın mı
besmeleyi çek: Tâ ki fatihayı besmele ile bitirmiş olasın!...» buyurmuştur. Bu hadîs dahî istidlale sâlih
değildir.
Ebu Muse'I Eş'arî
hadîsine gelince: onu da Buşencî tahrîc etmişse de isnadı hakkında söz
edilmiştir. O da istidlale salih değildir. Mezkur hadîste; «Nebi (Sallallahu
Aleyhi ve Sellem) besmeleyi aşikâr okurdu» denilmektedir.
Buhârî sarihi Aynî diyor
ki: «Besmelenin namazda aşikâre okunacağını bildiren hadîsleri rivayet edenler
çoksa da, bu hadîslerin hepsi de zayıftır. Ve sahîh kitaplara alınmadıkları
gibi, meşhur müsnedlerde de bulunmamaktadırlar. Bunların ekserisini Hâkim ile
Dâre Kutnî 'nin rivayet ettikleri görünür. Hâkim'in bu bâbda müsamahakâr
davrandığını, zayıf hattâ bazı mevzu' hadîsleri sahih diye kabul ettiğini az
yukarıda gördük. Dâre Kutnî'ye gelince: o da kitabını garip, şâzz ve muallel
hadîslerle doldurmuştur. Onda nice hadîsler vardır ki; bu hadîsler başka yerde
bulunmaz. Ravileri arasında tarih kitapları ile cerh ve tâ'dil kitaplarında
bile bulunmayan nice yalancılar, zayıflar ve meçhuller vardır ki: Amr b. Semr,
Câbir b. Cu'fi, Hasan b. Muhârik, Ömer b. Hafs Mekkî, Abdullah b. Amr b.
Hassan, «yalan dağarcığı» lâkabı verilen Ebu's-Salt el-Heravî, Ömer b. Harun
el-Belhî, İsa b. Meymun el Medenî vesaire hep bunlar meyânındadır. Böyîelerinin
rivayet ettiği hadîslerle Buhârî ve Müslim'in sahihlerinde Enes'ten rivayet
ettikleri, ondan da birçok mevsuk imamların rivayette bulundukları bir hadîse
nasıl muaraza edilebilir. O mevsuk imamlardan birisi Katade'dir ki; zamanının
en büyük hafızı idi. Ondan da hadîste Emîrü'l Mü'minin lâkabını alan Şu'be
rivayet etmiştir. Ümmet onu kabul ile telâkki eylemiştir. İşte Buhârî bu kadar
şiddetli taassubu ve Ebu Hanîfenin mezhebine ifrat dereceye varan hücumları ile
beraber, kitab-ı sahihine o zayıf râvîlerden hiç birini koymamıştır. Sahihinde
tahrîc etmek için besmelenin aşikâre okunacağını bildiren sahîh bîr hadîs
bulabilmek ümidiyle pek çok meşakkatlere katlanmış, fakat böyle bir hadîs
bulamamıştır. Müslim de öyledir. O da bu bâbda hiçbir şey zikretmemiştir. İkisi
de bu bâbda sadece Enes hadîsini tahric etmişlerdir ki; o da besmelenin gizli
okunacağına delâlet eder. Şayet: Sen; «Onlar her sahih hadîsi kitaplarına
almayı iltizam etmemişlerdir. Binâenaleyh kitaplarına almadıkları sahîh
hadîsler meyâmnda besmelenin aşikâre okunacağını bildiren sahîh hadîsleri de
terk etmiş olabilirler» dersen ben de derim ki: Bu sözü ancak muannitler yahut
şaşkınlar söyleyebilir. Çünkü besmelenin aşikâre okunması meselesi en güzide ve
fıkhın en müşkül, en münâkaşa götüren, kitaplarda en çok yer alan
mes'elelerinden biridir. İnsanın Buhârî'nin kendi şartına uygun veya yakın
böyle bir hadîs bulmuş olsa, kitabını ondan hali bırakmayacağına insanın
Allah'a müekked yeminler vereceği geliyor. Buharî'nin böyle bir hadîs bulduğu
halde kitabına almadığını teslim etsek işte Ebu Dâvud, işte Tirmizî, işte Nesaî
ve îbni Mâce!... Bu zevatın kitaplarında sakîm ve zayıf senetli hadîsler yer
aldığı halde, besmelenin aşikâr okunmasına dâir hiçbiri bir tek hadîs tahrîc
etmemiştir. Eğer bu zevat nazarında o hadîsler tamamiyle hiçten ibaret
olmasaydı, onları bırakmazlardı; içlerinden yalnız Nesaî bir tek Ebu Hureyre
hadîsi rivayet etmiştir. Sözde bu hadîs muhâliüerce o rivayetlerin en
kuvvetlisidir. Halbuki az yukarıda biz onun da birçok vecihlerden zayıf
olduğunu beyân ettik. Eğer besmelenin aşikâre okunacağını bildiren hadîsler,
gizli okunacağını bildiren hadîslere birkaç vecihle tercih edilirse:
Bu vecihlerden
birincisi: Ravilerin çokluğudur. Çünkü gizli okunacağını bildiren hadîsleri sahabeden
yalnız iki kişi rivayet etmiştir. Onlar da Enes b. Mâlik ile Abdullah b.
Mugaffeldir. Aşikâre okunacağını bildiren hadîsleri ile yukarıda arzettiğimiz
şekilde yirmibirden fazla sahâbî zikretmiştir.
İkincisi gizli
okunacağını bildiren hadîsler nefiy bildirmekte; aşikâre okunacağını
bildirenler ise; ispata şehâdet etmektedir. İspat nefye tercîh edilir.
Üçüncüsü Enes'den
filcümle besmeleyi inkâr ettiği rivayet olunmuştur. İmam Ahmed ile Dâre Kutnî 'nin
rivayet ettikleri Saîd b. Zeyd, Ebu Seleme hadîsinde Enes 'e sordum, Resulullah
(Sallallahu Aleyhi ve Sellem) besmele çeker de fatihayı ondan sonra mı okurdu,
dedim. Enes; Sen bana bellemediğim bir şeyi soruyorsun; yahut; Senden Önce bunu
bana soran olmadı, cevabını verdi.» deniliyor. Dâre Kutnî; Bu hadîsin isnadı
sahihtir diyor, dersen, ben de derim ki:
Birinci vechin cevâbı
şudur: Râvilerin çokluğuna itimad ancak delil sahih olduktan sonradır.
Besmelenin aşikâre okunacağını bildiren hadîsler içinde ise, sahih ve sarîh bir
tek hadîs yoktur. Fakat gizli okunacağını bildiren hadîsler böyle değildir.
Onlar sahîh, sarîh, ve sabit hadîsler olup, sahîh kitaplarla ma'ruf müsnedlerds
ve meşhur Sünen eserlerinde tahrîc edilmişlerdir. Bununla beraber Hanefîlerden
bir cemâat râvilerin Çokluğu sebebiyle tercihe de kail değillerdir.
İkinci vechin cevâbı:
Söylediğin şehadet meselesi nefiy suretinde olursa mânâsı ispat çıkar. Maamafih
bu mesele ihtilaflıdır. Bâzılarına göre, Nefiy ile ispat müsavidir. Bir
takımları nefiy ispata tercih edilir, demişlerdir. Bazıları da bunun aksine
kaildirler.
Üçüncü vechin cevâbı:
Hz. Enes'in inkârı sahih eserde kendisinden rivayet edildiği sabit olan hadîse
mukavemet edemez. İhtimal ki Enes (R.A.) yaşının geçkin olması sebebiyle sorulduğu
an hadîsi unutmuştur. Böyle haller çok vuku bulmuştur. Nitekim bir gün
kendisine bir mesele sorulduğunda: «Hasan'a gidin de ona sorun. Çünkü o
bellemiştir. Biz unuttuk,» cevabını vermiş. Böyle bir hadîsi belleyip de
sonradan unutan nice zevat vardır. İhtimal ki soran zat, besmeleyi çekmek
namazda lâzım mı, değil mi anlamak istemiştir. Bu takdirde onun aşikâre veya
gizli okunacağından bahis yoktur.
Eğer: Bu hadîslerin
araları bulunur, Enes (R.A.) uzak olduğu için işitmemiştir. Bir de o zaman
kendisi çocuktu denilebilir, dersen ben de derim ki; Bu söz merduddur. Çünkü
Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellemy'm vefatında ise, yirmi yaşlarında
bulunuyordu. Binâenaleyh Fahr-i kâinat (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)
efendimizin arkasında tam on sene namaz kılar da besmele çektiğini nasıl
işitmez. Bu ihtimalden uzak, hattâ müstahîldir. Sonra Hz. Enes, Resulullah
(Sallallahu Aleyhi ve Sellem) devrinde hadîs rivayet etmiştir. Ebu Bekr ve Ömer
zamanlarında tam erkeklik çağına ermiş; Osman zamanında ise olgunluk devresine
vardığı ve hadîs rivayet ettiği halde bunu nasıl duymamış olabilir?
Hâzimi «en-Nâsih
Ve'l-Mensuh» nam eserinde; «Besmelenin aşikâre okunacağını bildiren hadîsler
sahîh bile olsalar, bizim rivayet ettiğimiz hadîsle nesh edilmişlerdir.» demiş
ve Ebu Dâvud tarikiyle Sâid b. Cübeyr 'den rivayet edilen şu eseri ileri
sürmüştür. Saîd: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) besmeleyi Mekke'de
iken aşikâre okurdu. Mekke'liler Müseylemetü'r-Rahmân'a taparlardı. Muhammed,
Yemâme'nin ilâhına tapıyor, dediler. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu
Aleyhi ve Sellem) besmeleyi gizli okumaya me'mur oldu. Bir daha vefatına kadar
onu aşikâre okumadı» demiştir. Eğer bu hadîs mürseldir, dersen, ben de derim
ki:
Evet mürseldir. Lâkin
Hulefâ-i Râşidin hazerâtının fiilleri ile kuvvet bulmuştur. Çünkü onlar Resul-i
Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) *in son zamandaki umurunu en iyi bilen
zevattır. «et-Tevhîd» sahibine şaşarım!
Nasıl olüp ta besmelenin
aşikâre okunacağına dair birçok hadîsler vârid olmuştur. Halbuki Resul-i Ekrem
(Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'in onu gizli okuduğunu sarahaten bildiren yalnız
iki rivayet vardır. Biri İbni Mugaffel'dendir ve zayıftır. Diğeri Enes'dendir
ve o da ihticacdan sükutunu îcab ettirecek derecede mualleldir, diyebilmiştir.
Bu olsa olsa basiretsizlikten ve bâtıl olan ifrad derecedeki asabiyetin
şiddetindendir. Yukarıda hakkı bildikleri halde zulmeden mutaassıpların halini
görmüştün, onlar hakka karşı göz yummuşlardır. Bundan daha acaip olmak üzere,
bazıları bu fende yedi tülâ sahibi olduklarını iddia ederler. Bu adam nasıl
oluyor da besmelenin aşikâr okunacağını ispat edenlerin hadîsle amel alettâyin
lâzımdır, diyebiliyor. Bu adam nasıl cesaret edip te kabulden imtina ettiği bu
söz kendinden sâdır olabiliyor. Ona göre, besmelenin aşikâr okunacağını
gösteren hangi hadîs sahîh olmuştur ki bu sözü söyleyebiliyor!»
5- Besmele Kur'an'dan
mıdır, değil midir meselesini yukarıda kısaca arzetmiştik. Sahîh kavle göre
Hanefîler'ce. besmele Kur'ân'dandır. Çünkü mushafın iki kapağı arasına vahiy
ile yazılan her şeyin Kur'ân-ı Kerîm'den olduğuna bu ümmetin ulemâsı icma'
etmişlerdir. Besmele de o yazılanlar meyânındadır. Buna binaen besmele Kur'ân
niyeti ile okunursa İmam Azam'a göre farz olan kıraet eda edilmiş olur. Çünkü
besmele Kur'an'dan bir âyettir. Hanefiyye ulemâsından bazılarına göre: Yalnız
besmele ile farz olan kıraet eda edilmiş olmaz. Çünkü besmelenin tam bir âyet
olup olmadığı ihtilaflıdır. Evzâî'nin ; «Allah Teâlâ, Kur'ân'da besmeleyi
yalnız Neml suresinde inzal buyurmuştur; o tam bir âyet değildir.» dediği
rivayet olunur. Bu suretle besmelenin tam bir âyet olup olmadığı hususunda şekk
hasıl olmuştur. Binâenaleyh şekkle kıraet caiz değildir. Kur'ân kasti ile
cünüp, hayz ve nifaslı kimselerin besmeleyi okumaları haramdır. Kerhî 'nin
rivayetinde kıyasen mesele zahirdir. Çünkü o rivayete göre cünüp ve emsali
kimselere yarım âyet okumak da haramdır. Tahavî rivayetine göre de haramdır,
zîra besmelenin tam bir âyet olması ihtimali vardır. Binâenaleyh mezkur
kimselerin onu okumaları ihtiyaten haramdır. Hanefîye ulemâsının muhakkikleri
buna. kaildirler. İbni'l -Mübarek ile Dâvud-u Zahirî ve ona tâbi olanların
kavilleri de bu olduğu gibi, aynı kavil İmam Ahmed b. Hanbel'den dahi nassen
rivayet olunmuştur.
Ulemâdan bazılarına
göre: Besmele Kür'ân'dan değildir; yalnız Neml süresindeki besmele, oradaki
âyetin bir cüz'üdür. İmam Mâlik'in kavli bu olduğu gibi Hanefîler'le
Hanbelîler'den bazıları da buna kail. olmuşlardır.
Bir takım ulemâ
besmelenin her sureden bir âyet veya yarım âyet olduğunu söylemişlerdir,. îmam
Şafiî ile ona muvafakat edenlerin meşhur kavli budur. İmam Şafiî'den diğer bir
rivayete göre besmele yalnız Fatiha, suresinin ilk âyetidir; diğer surelerin
ilk âyeti değildir. Sure başlarına yazılması ve surelere onunla başlanması,
onunla teberruk içindir.
Tahâvî: Resulullah
(Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'in besmeleyi aşikâre okumadığı, sabit olunca
onun Kur'ân'dan da olmadığı sübut bulmuştur. Kur'ân'dan olsaydı onu da Kur'ân
gibi aşikâre okurdu. Görülmüyormu ki, Kur'ân'ın sair yerleri gibi Neml süresindeki
besmeleyi âşikâre okumak vâcibtir. Çünkü oradaki besmele Kur'an'dandır. Hem
besmelenin teavvuz ve iftitah gibi gizli okunması sabit olmuştur. Biz onun
mushafta gerek Fatiha, gerekse diğer surelerin başlarına yazıldığını
görmekteyiz. Fâtiha'dan başka yerlerde âyet olmayınca Fâtiha'dan da âyet
olmadığı sübut bulur» demiştir.
İmam Şâfiî'nin: «Besmele
her sureden bir âyettir, dediği rivayet olunur. Şafiî 'den önce bunu söyleyen
yoktur. Selef arasındaki hilaf yalnız besmelenin fatihadan olup oimaması hususunda
idi. Onun başka surelerden bir âyet olduğunu söyleye.
Tahkîkâ göre: Besmele
Kur'ân'dandır. Fakat hiç bir sureden değil, tek başına indirilmiş bir âyettir.
Onun için de her surenin başında ayrıı ayrı okunur. Nitekim «Kevser» suresi
indiği vakit Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) efendimiz onu okumuştur.
Bundan dolayıdır ki; Hâfızuddîn Nesefî; «Besmele Kur'ân'dan bir âyettir,
surelerin arasını ayırmak için indirilmiştir, demiştir- Ibni Abbâs (R.A.) 'dan
rivayet edildiğine göre Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) besmele
indirilmezden önce surenin nerede bittiğini bilmezmiş. Bu hadîsi Ebu Dâvud ile
Hâkim tahrîc etmişlerdir. Hâkim onun Buhârî ile Müslim'in şartlarına uygun
olduğunu söylemiştir.
Eğer besmele her surenin
başından bir âyet olmasa Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onu «Kevser»
suresinin başında okumazdı, dersen, ben de derim ki:
Nebi (Sallallahu Aleyhi
ve Sellem) 'in okumasının buna delâlet ettiğini kabul edemeyiz. Bilâkis, onun
ayrı bir âyet olduğuna delâlet eder. Vahiy hadîsi de bunu gösterir. O hadîste:
Nebi (Sallallahu Aleyhi
ve Sellem) 'e melek gelerek «Oku» dedi. Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
- Ben okumak bilmem
mukabelesinde bulundu, bu üç defa tekerrür etti sonra melek ona dedi eğer
besmele her surenin ilk âyeti olsaydı melek te evvelâ onu okurdu.»